BİR DOĞA KIYISINDA

Ercüment Tarhan’ın figuratif bir tarza yüklendiği içerik boyutları, doğayla insan arasında varolan uyum ilişkisinin resim ögeleriyle gerçekleşen bir tahkiki niteliğinde görünüyor. Toplumsal yaşam süretleri bu uyum ilişkisinin hep değiştiregelmiş ve içeriksel duyuşun resim düzenine taşıdığı değer ölçütleri, çağlar ve dönemlere özgü temel kavrayışların yönünü belirlemiştir.
Figürün çağımıza özgü yorumları, insanın doğal çevresiyle ilişki süreçlerine, deformasyonun teknolojik kökenli biçim analizlerini getirdiği gibi, sanatçı kişiye özgü ruhsal gerilimlerin dramatik ifade arayışlarını da sağlamıştır. Değişmeyen tek olgu, hangi eğilim altında olursa olsun, insanın doğanın bir parçası olduğu gerçeğidir. Ercüment Tarhan’ın resminde bu gerçek, insanla doğal çevre arasındaki geleneksel uzlaşma arayışının ılımlı bir cephesini karşımıza getiriyor; ancak figür ilişkileri genelde bir koru, bir orman kıyısıyla simgelenen bu uzlaşmanın az çok inkarına dair eğilimleri de içermeye koyuluyorlar.
Ercümen Tarhan, modernizmin sonrasında uyanan ve klasik reel boyutların yeniden irdelenmesine kadar ulaşılan figüratif skalaya, doğayla tüm ilişkilere yabancılaşma örneğini veriyor. Çağdaşlığın koşulu hiç şüphe yoktur ki yanıltıcı bir üslup yırtığının salt biçimsel gösterişi olamaz. Cüreti uyaran potansiyel özgünlükse ancak çok farklı düzeylerde algılanabilir. Munis ve müeddep bir resmin doğaya sırt veren figür adabında, çağdaş bir duyuşun algılanabildiği aykırı devinimler varsa, bunlar geleceğe dönük sanatsal kaygıların garanti altına alınmak istendiği bir uslup çabasının da ilk göstergeleri sayılabilirler.

Sezer TANSUĞ